Avcılığa ilk olarak ailedeki tek avcı olan dayımın yanında çantacı olarak başladım. O zamanlar yaşımız ufak tüfek verilmezdi elimize. Yaz tatilinde Irgatlık zamanı tarladan gelen dayımın ava gitmek için söz verdiği günlerde, tarlalardan gelen yolu gözetleyerek geçerdi günümüz. Akşam üstü dayım erken gelir ve önceden karton fişeklere kara barut saçma kendi doldurduğumuz dolularla yola çıkardık tek kırma tüfekle. Keklikler palaz olduğundan görmezlikten gelir ama belki bir üveyik , belki bir tahtalı mutlaka heybeye koyardık. Akşam vurulan kuşu oynamaktan yenilemez hale getirirdik

. O günlerden bu günlere değişmeyen tek şey vurduğumuz yada vurduğum hayvanı elime aldığımda duyduğum derin vicdan azabıdır. NApalım avcı avını seven insndır

Avcılığın cahillik dönemini çok hızlı olgunluk dönemini ağır ağır sindirerek yaşadım hayatımda. Olgunluk dönemimdeki eylemlerimim hiçbirinden pişman değilim. Hiçbir zaman sayılarla işim olmadı. Sonra büyüdük işe güce, eve barka, çoluk çocuğa karıştık. Hayatın her aşamasında arayış içinde geçti ömrüm. Hep en iyiyi arzu ettim ama nasibimi alıncada şükrettim. Diyeceksinizki bu kadar yazılı niçin yazdı bu adam

Sitenizde yeniyim bir haftadır sohbetlerinize katılıyor bi taraftanda eski konuları karıştırıyorum çıkardığım sonuç şu keşke bir kaç yıl önce aranıza dahil olsaymışım diye geçiriyorum içimden sizinle paylaşmak istedim. Sağlıcakla kalın....