Köpeğin Genel Fiziksel Yapısı Anotomisi - Dürüst Avcı
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: KöpeÄŸin Genel Fiziksel Yapısı Anotomisi  (Okunma sayısı 368 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hacı Hüseyin KILINÇ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 5 219
  • AÅžK-I ÅžEHİR ESKİŞEHİR
Köpeğin Genel Fiziksel Yapısı Anotomisi
« : 10 Åžubat 2012, 20:27:53 »
Köpek Iskelet Yapisi

Iskelet iki fonksiyonludur.Vücudu korur ve köpegin hareketinde cok önemli bir yer tutar.Koruma fonksiyonu
kemik yapisinin olusumuyla ilgilidir.Köpeklerde kemik yapisi serttir.Sertlik kemiklerdeki yüksek miktardaki
minerallerden gelmektedir.yani kalsiyum ve fosfor depolari fazladir kemiklerde.Bu kadar sert kemik yapisinasahip
olan köpekler o kadar da ince doku yapisina sahiplerdir.Buda kemiklerde cok cabuk yenilenmeye sebeb olur(Kemik
kirilmalari).Hareket etmek icin iki tanimlayici parca vardir.Yani kas yapisi ve iskelet.kaslar cok önemli parcasidir
hareket etmenin.Kaslar sinirlerin üzerinden aktif kemikler üzerine baglanmislardir. Ve aralarinda kemik eklemleri
mevcuttur.Bunlar uzayip kisalarak hareketin devamina yardimci olurlar.Vücut hareketinin olmasi icin:
1-Dayanikli Kemikler,
2-Dönebilen Baglantilar,
3-Kas Aktifligidir.
Köpek iskeleti asagidakilerini icerir.
1-Kafa Tasi,
2-Yüz Kemigi,
Gövde Iskeleti:
1-Omurlar(Bel Kemigi),
2-kaburgalar,
3-Gögüs Kemigi,
Kol ve Ayak Iskelet sistemi:
1-Ön Kol ve ayak sistemi,
2-Arka ayak ve iskelet sistemi
Kafatasi beyini korur bunun yaninda cok önemli uzuv olan gözleri ve kulaklarida kapsar.Yüz kemigi iki parcadir.
Bunlar üst ve alt cene yapisidir.Disler bunlar üzerinde yer almislardir.Üst cene kemigi (2)arka kafatasi ile baglanti-
li ve sabit gelismistir.
Alt cene kemigi(3) cene kemigi eklemi ile üst cene kemigine dogru hareketlidir.
Bel Kemigi cok sayida arka arkaya dizilmis omurlardan olusur.Omurlar arasi kikirdaklardan olusmustur.(Omurlar
arasindaki yumusak kisim).Bel kemigi bir tarafda vücuda diger tarafta hareketli omurlarin biribirine baglantisiyla
köpegin hareketini saglar.




      ön ayak fonksiyonu
       kalça görüntüsü



    bel kemiÄŸi  ÅŸekli

   bel kemiÄŸi görüntüsü

     omurların yapısı

  arka kas görüntüsü

   köpeÄŸin kalbi

     köpeÄŸin kalbi

   akciÄŸer

    mide yapısı

   böbrek yapısı

Köpekler, literatürlere göre
Memeli hayvanlar sınıfından,
Carnivorlar (etobur) takımından,
Canidea ailesinden,
Canis familaris olarak tanımlanabilirler.
Tür ve cinsiyetine göre, beden yapısı, ağırlık, boy, tüy yapısı ve daha pek çok özelliği ile birbirinden oldukça farklı olan köpeklerde sindirim, solunum, dolaşım, üriner, immun, sinir, lenf, endokrin ve ekzokrin sistemleri ve genital sistemler gibi temel sistemler aynı prensiplerle işlev görmektedir.
Tüm köpeklerde anatomik yapı baş, gövde ve eklenti yapılar olarak sınıflandırılır. Baş ırklara göre farklılıklar gösterebilen yapıdadır ve büyüklük ve biçim olarak sınıflandırılabilir. Örneğin büyük, orta, küçük veya kısa, uzun, orta gibi. Ayrıca köpek ırkları yüzün basıklığı yani burunun uzunluğuna göre, dolichocephalic, brachycephalic, mesocephalic ırklar olarak 3 grupta sınıflandırılır.
Tüm köpek ırklarında kulak kanalı dirsekli yapıdadır ve dış kulak, orta kulak ve iç kulak olarak üç bölümden oluşur. Buna karşın kulak kepçeleri birbirinden oldukça farklı şekil ve büyüklüktedir. Tüm ırklarda kemik sayısı aynıdır ve vücutlarında ortalama 319 adet kemik bulunur. Tüm erişkin köpeklerde 42 adet diş bulunur. Duyu organlarından biri olan deri ergin bir köpekte vücut ağırlığının yaklaşık % 12 sini oluşturur.
Gövde anatomik yapının en geniş bölümünü oluşturur. Bu alan köpeğin hayati öneme sahip kalp, karaciğer, akciğer, böbrek, dalak, mide, bağırsaklar ve idrar kesesinin yerleştiği bölümdür. Temel organlar olan kalp ve akciğer gögüs kafesiyle sarılmıştır. Göğüs bölgesinde sağlı sollu 13 er adet olan kaburga kemikleri sternum olarak adlandırılan göğüs kemiği ile birleşmiştir. Sadece son kaburğa kemikleri daha kısadır ve uç bölümde yer alan kıkırdak bölüm sternum ile birleşmemiştir. Bu nedenle bu kaburğa kemikleri yüzer kaburga kemiği (costae) olarak adlandırılır. Hayati önemi olan ve bölgede yerleşen akciğerler lobüler yapıdadır. Sol akciğer iki, sağ akciğer ise üç lobdan oluşur.
Hayati bir organ olan karaciger de lobüler yapıdadır. Diyaframın arkasında ve midenin ön tarafında yerleşmiş olan karaciğerin sol lobu bütün, sağ lob ise, ön lob, orta lob ve arka lob olarak üç parçalıdır. Sol tarafta ayrıca bir arka lob, sağ ve sol loblar arasında da quadrat lob vardır. Ayrıca safra keseside sağ orta lob ve quadrat lob arasında yerleşmiştir.
Parenchymatous yapıda bir organ olan dalak tek parça halindedir ve sol karın duvarına yaslanmış olarak midenin gerisinde yer alır. Mide tek bölmelidir.
Bağırsaklar, on iki parmak bağırsağı (duodenum), ince bağırsak, kalın bağırsak, kör bağırsak ve rektum olarak bölümlendirilir. Tüm bağırsak uzunluğu içinde en fazla olan kısım ince bağırsaklardır. Rectum sindirim sisteminin son bölümüdür ve anüsle dışarı açılır.
Bu bölgede dışkının çıkışını kolaylaştıran salgı bezleri yani anal keseler sağ ve solda birer adet bulunur. Genital organlar ve boşaltım sistemi organlarıda gövde bölümünde yer almakla birlikte karın içi organlar olarak pek adlandırılmaz.
Eklenti organları ise ön kol, arka bacak ve kuyruk olarak sayılabilir. Kuyruk tüm köpeklerde şekil ve uzunluk yönünden oldukça farklı olabilir.


Yazılar ve görseller alıntıdır

Köpek Anatomisi
KÖPEĞİN ESAS GÖVDE YAPISI

       Köpekler çok çeÅŸitli biçim ve büyüklükte olabilir. Fakat genelde bu hayvanlar et yiyen hayvanlardandır ve organların yapısı buna göre düzenlenmiÅŸtir. Köpek doÄŸada avını kandırmak, yakalayıp öldürmek ve yemek durumundadır.  Etle beslenir, iri köpek diÅŸleri eti parçalayabilir. KöpeÄŸin bu özelliÄŸi göz önünde bulundurulduÄŸunda, kedilerde olduÄŸu gibi herhangi bir inceleme, arınma söz konusu deÄŸildir. KöpeÄŸin birkaç azı diÅŸi çiÄŸneyip öğütmeye olanak verir. Oysa evcil kedinin azı diÅŸleri azalmış olup, çiÄŸneyip öğütme yeteneÄŸi zayıftır. DiÅŸleri geliÅŸme gösterse de, hayvanın iskelet yapısı et yiyen niteliÄŸinde hiçbir geliÅŸme göstermemiÅŸ, ilkelliÄŸini korumuÅŸtur. Köpekler ot yiyen türe benzemeye yönelmemiÅŸlerdir; ayak parmaklarını azaltıp, tırnaÄŸa dönüştürememiÅŸlerdir. Köpek haÅŸin olmak zorundadır, hızlı haraket etmelidir, pençelerini kalkan gibi kendini savunmada kullanmak mecburiyetindedir. Yabani et yiyenler atiktirler; atılmak durumundadırlar, hızlı koÅŸarlarken toparlanmaya pek müsait deÄŸillerdir. Yıllar yılı köpeklerin ıslahı çalışmaları, bunların anatomik yapılarında bir takım deÄŸiÅŸmeler meydana getirebilmiÅŸtir, temel yapıları az çok deÄŸiÅŸtirilebilmiÅŸtir. Avcı olma niteliÄŸi ve kalıbıyla köpek ani çıkış ve atılımı gerektirir; "Cheetah" türü gibi köpeklerin sırf koÅŸuya yönelik yapılarının ıslahına gerek vardır. Köpekler koÅŸu ve avlanma durumunda birbirlerinden farklı haraket edebilirler. Ayrıca yabani tür köpeÄŸin dayanma gücü ve uzun yola direnci çok üstündür.


İSKELETİN ÇALIŞMA BİÇİMİ

        Köpeklerin iskelet sistemi kemiklerden oluÅŸmuÅŸ bir kaldıraç dizge olup, kaslarla kemiklerin belirli noktalarında kaynamış, tutturulmuÅŸtur. Eklemlerdeki kemikler darbeleri massedecek, etkisini azaltacak biçimde yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Kemikler çok karmaşık bir yapı arzeder, istenen dengeyi temin ederken, haraketleri rahatça saÄŸlar. Bunun için gerekli baÄŸlarla, belirli yönlere döndürülecek biçimde tutturulmuÅŸlardır. Her eklemde bir kapsülle çevrelenmiÅŸ kasların yaÄŸlanması "synovial sıvı" denilen bir madde ile temin edilmiÅŸtir. Kemiklerin uçları kıkırdak tabakası ile kaplanmıştır; üzeri yumuÅŸak olup, kolayca harakete olanak verirken, ağırlık hayvanın ayaklarına binice sürtünme ve çarpmaları bertaraf edebilir.
 

KEMİKLERİN BÜYÜME VE GELİŞMESİ

       Yavru köpeÄŸin kemikleri ana karnında kıkırdak olarak geliÅŸmeye baÅŸlarken, giderek kemikleÅŸme gösterir. Uzantı kemikler, boru ÅŸeklinde uzayıp, bir eklem veya mafsalla tutunur. Kemik mafsalları, sert bir elyaf doku ile (periosteum) kaplıdır. Genç hayvanlarda, büyümesi tamamlanmamış olanlarda, "periosteum" tabakası aktif olarak geliÅŸme gösterir, kemik üretmeye devam eder, kemiÄŸin çapını geniÅŸletir. Boru biçimindeki kemiÄŸin içi geliÅŸtikçe aşırı sertleÅŸmemesi ağırlaÅŸmaması için, eski kemik dokusu doku içinde massedilip yeniden biçimlendirilir; esas kemik duvarının ya da kemik "korteksinin" aynı kalması temin edilir. Köpek büyümesini tamamladıktan sonra, "periosteum" tabakası faaliyetlerini yavaÅŸlatır; bir kırılma veya kemik tamiri gerekliliÄŸindeyse, derhal arızanın bulunduÄŸu civarda çalışmaya baÅŸlar eskisi gibi. KemiÄŸin zayıflamamasını temin için, iç kısmı "trabecullea" denilen madda ile doldurulurken, bunların arasında genç hayvanlarda ilik yer alır, hayvan yaÅŸlandıkça yerini yaÄŸlı maddeye bırakır. Büyüme süreci boyunca, büyüyen kısımlarda, özellikle eklemlerde, geliÅŸme tablaları veya "epiphyseal tabakası" görevdedir, geliÅŸme böylece oluÅŸur. Bu büyüme tabakalarının bulunduÄŸu yörelerse kıkırdak geliÅŸmesi, daima "metaphysis" içinde, geliÅŸen tabakayı destekler. Giderek kıkırdak kemiÄŸe dönüşür, kemik boyuna uzamış olur. Köpeklerde çoÄŸunlukla, uzun kemiklerin geniÅŸlemesine büyümesi altı aylıkken tamamlanır.

BÜYÜMENİN GEREKTİRDİĞİ ENERJİ

       Kemiklerin geliÅŸmesi için istenen enerji kandan temin edilir. Her kemiÄŸin mafsal yerinde iki geniÅŸ damar içeri uzanmıştır, bunlar besin ikmalini kandan yapar. "Epiphysis" istenen kanı eklem kapsulünün içindeki halka damardan temin eder. Bu damarlar, "epiphysis" içine tamamiyle nüfuz etmiÅŸtir, büyüyen kemik buradan beslenebilir. Ayrıca bu damarlar iç tabakayı da etkiler, kıkırdağın ihtiyacını karşılar; kalan besinler ise, eklem içindeki synovial sıvıdan edinilir.

KASLARIN HARAKETİ

       Hepsi birden düşünüldüğünde, köpeÄŸin kasları vücudundaki en geniÅŸ organlardır. Islah yoluyla vücut biçimlerinde önemli deÄŸiÅŸiklikler meydana getirilmiÅŸ olsa da, köpeklerin kasları, cinsler arasında fazla deÄŸiÅŸmez.

KASLARIN ÇALIŞMA BİÇİMİ

       Kasların çoÄŸu kemiÄŸe baÄŸlıdır. Yatay kemikler, asıl tutunma noktaları olup bacaklar buradan güç alıp haraket ederler. Bacaklar kasıldığında, bunların baÄŸlı bulunduÄŸu kemikler birbirine yaklaşır, dinlenme durumunun da yine birbirinden uzaklaşıp yerlerine giderler. Uzantı organların aşırı açılmasında, eklemlerin gerilemesinde, bacakları da kateden uzun kemiklerin kritik noktalarına baÄŸlanıp güç alan kaslar faaliyete geçer, kaldıraç görevi üslenirler. Kemiklerle temas noktalarında kaslar sertleÅŸip "tendonlar" olarak güçlenir. Yabani köpeklerin kasları çok güçlüdür, böylece avını yakalayıp beskenirler. Evcil köpeklerin kasları hareketsizlikten yumuÅŸamış gevÅŸemiÅŸtir. Günümüz ırkları içerisinde Husky köpekleri kurda çok benzer ve onun gücünü ve dayanıklılığını taşırlar.


KÖPEĞİNİN KAFATASI

Köpeklerin üç belli başlı kafatası biçimi vardır :

1) DOLİKOSEFAL - Uzun burunlu Rough Collie, Afghan Tazısı, Dobermann ve Fox terrier tür köpekler bu türdür.
2) BRAKİSEFAL - Kısa çekik burunlu hayvanlardan Pug, Buldog ve Pekingese köpekleri bu tür köpeklerindendir.
3) MEZOSEFAL - İki uç arasında kalan diğer hayvanların başları bu sınıfı teşkiş eder.


KAFATASININ BÖLÜMLERİ

        Kafatası biçimleri genel ÅŸekil ve kafatası tipine göre deÄŸiÅŸiklikler gösterir .Gözler, gözün önündeki çukurların iki yanında, gözlerin yerleÅŸtiÄŸi çukurlarda yer alır. İki adet "zygomatic arch" kafatasının geniÅŸliÄŸini belirler. Bunların ÅŸekli köpeÄŸin cinsine göre deÄŸiÅŸir; uzun burunlarda daha kıvrılmış bir çukur bulunur.

ÇENE

       Ã‡ene ÅŸekli hayvanın cinsine göre deÄŸiÅŸir. Köpeklerin ırklarına göre belirlenen standartlar, onların ısırmalarını da içerir. Çene kasları çok güçlüdür. 20 kg ağırlığındaki bir melez köpeÄŸin ısırmasıyla uyguladığı güç 165 kg'dır; oysa ortalama bir insanın uyguladığı kuvvet 20-30 kg civarındadır.

ALIN

       KöpeÄŸin kafatasının yukarı kısmıdır, hayvanın beynini muhafaza eder, köpeklerin cinslerine göre deÄŸiÅŸiklik gösterir. Yıllar yılı köpek ıslahıyla uÄŸraÅŸanlar, "Chihuahua" köpeklerinde, alnın kubbeli olmasına önem vermiÅŸlerdir. Bu tür çalışmalar, bazı hallerde köpeklerin beyin deformanyonuna neden olduÄŸu izlenmektedir.

STOP

       KöpeÄŸin kafatasının çehresinde son bulduÄŸu, burun kemiÄŸine deÄŸdiÄŸi kısım. Boxer cinsi köpeklerde olduÄŸu gibi "stop" bölümünün belirgin, iyice görünür biçimde olması bazı hayvanların tercih nedeni olurken Greyhound tazılarında veya Bull Terrier'lerde buna önem verilmez. Kafatasının gerisinde izlenen düşüşle, üst taraftaki çıkıntı, özellikle Basset tazılarında istenen karakteristik ÅŸekli oluÅŸturmaktadır. Yavrularda bu belirgin yapı ancak dokuz on hafta sonra ortaya çıkmaktadır.

BEYİN

       KöpeÄŸin beyin yapısı insanınkinden oldukça farklıdır; özellikle dokunun gri içeriÄŸi insana göre daha azdır. Her iki yaratığın da eÅŸgüdün ve kontrol iÅŸlevleri zorunludur, ama insan bunları daha biliçli olarak yapar. Köpekte duyma ve tanıma iÅŸlevleri ön plana geçmiÅŸtir. Fikirlerin birbiriyle iliÅŸkisini kurmada fazla bir akıl (beyin) tahsis edilmemiÅŸtir, karşılaÅŸtırmaya, yargıya gereksinim göstermez hayvan. Köpek bin lirayı tanır, amam bunun ne iÅŸe yaradığını, bu parayla kaç kutu köpek maması alınabileceÄŸini bilemez.İri yapılı bir St. Bernard köpeÄŸinin kilosu, insanınkine yaklaşırken, beyni insanın beyninin yüzde 15'i ağırlığındadır. KöpeÄŸin koku almakla görevli olan beyin bölümünün hücre sayısı insanınkinin kırk misli kadardır, aynı geniÅŸlikteki alana bu hücreler yerleÅŸtirilmiÅŸtir.

KÖPEĞİN GÖZÜ

        KöpeÄŸin göz yapısı aslında insanınkine çok benzer. Ayrıcalığı farklı mesafelerden görebilmesidir. Göz, mercek aracılığı ile iki bölüme ayrılmıştır. Köpek geliÅŸtikce, göz merceÄŸide geliÅŸir. Bu geliÅŸme dış yanını saran, "göz kapsülü" aracılığı ile temin edilir.

       KöpeÄŸin gözü üç tabakadan oluÅŸmuÅŸtur. Önden arkaya doÄŸru, "sclera, uvea ve retina" tabakalarıdır bunlar. Sclera, ön kısımdaki kornea tabakasıyla birleÅŸmiÅŸtir. Uvea'nın da üç bölümü vardır, bunlar, "choroid", "iris" ve "ciliary" bölümleridir: "choroid", "tapetum" denilen yansıtıcı bir tabakayı içine almıştır.İris tabakası sinir sistemi aracılığı ile kontrol edilir, giren ışık miktarını, tıpkı bir fotoÄŸraf makinesinde olduÄŸu gibi kontrol eder. İris tabakasınınarkasındaki "ciliary" tabakası merceÄŸi tutan ve haraket ettiren baÄŸdır. Ayrıca teÅŸekül eden hayalın odaklaÅŸmasını ve kornea tabakasının beslenmesini saÄŸlayan sıvının üretilmesini üslenmiÅŸtir.

RETİNA

       Bu, gözün ışığa duyarlı iç katmanıdır. Işığa duyarlı hücrelerden meydana gelmiÅŸtir. Rods hücreleri çok duyarlı olup, düşük ışık yoÄŸunluÄŸunda çalışırlar; sadece siyah ve beyazı kabul ederler. Cones hücreleri, aydınlıkta ve renkli ortamlarda duyarlıdırlar. KöpeÄŸin bu hücrelerinin %5 kadarı "rodes" hücreleri olup, geri kalanı cones hücreleridir; böylece köpeklerin karanlık ve aydınlığa programlanmış oldukları, renkli ortama yeterince hassas olmadıkları söylenebilir.

Göz Kapakları

       KöpeÄŸin göz kapaklarının bir kaç özelliÄŸi vardır. Üst kapağın altındaki "lacrimal salgıları" , ürettiÄŸi göz yaşı sayesinde kornea tabakasını daima nemli tutar, korunmasını önler, mikroplara karşı korur. Suyun sürekli yüze akmasını engellemek için özel bir drenaj sistemi ile kanalize edilmiÅŸtir. Alt ve üst kapakların iç köşelerinde kısa göz yaşı kanalları vardır bunlar daha sonra tek bir "lakrimal kanal ÅŸeklinde" birleÅŸirler ve göz yaÅŸlarını burun boÅŸluÄŸuna boÅŸaltacak ÅŸekilde yönelirler. Bu kanalların takınması çeÅŸitli nedenlerden kaynaklanabilir, bu sorunları dikkatle ele almak gerekir.

KİRPİKLER

       KöpeÄŸin kirpikleri her iki kapakta yer almıştır. Bunların yanlış olarak eÄŸitilmesi göze zarar verebilir. "Ectropion" ve "entropion" adı verilen göz kapağı ÅŸekil bozukluÄŸu bazı cinslerde daha çok sorun yaratır.

ÜÇÜNCÜ GÖZ KAPAĞI

       KöpeÄŸin her gözünde üçüncü bir kapak daha vardır, buna "haw" veya "nictating membrane(zar)" adı verilir. Bu zar alt kapağın altına gizlenmiÅŸtir, ancak renkli çok ufak bir kısmı, gözün buruna yakın olan bir köşesinden görülebilir, bazı köpek türlerindeyse çok daha belirgin olarak görülebilir. Söz konusu zar gözü korur ve içine kaçabilecek, toz toprak gibi maddeleri engeller, gelen rüzgar ve havayı süzer. Gözü yuvasından çıkardığınızda veya yaÅŸlılık nedeniyle sarkan gözde, bu üçüncü tabakayı açık seçik görebilirsiniz. Birden bire ortaya çıktığında veya kendiliÄŸinden görünür duruma gelince, hastalık belirtisidir, ya da hayvanın bir sıkıntısı var anlamına gelir. BaÅŸka belirtiler için köpeÄŸi izlemek gerekir.

KULAKLAR VE BURUN

       Köpeklerin çok iyi geliÅŸmiÅŸ iki duyu organı, iÅŸitme ve koklama organlarıdır. Her ikiside insandan daha güçlü olup, köpeÄŸin avlanmasını kolaylaÅŸtırır.

Kulaklar ve iÅŸitme iÅŸlevi,

       Köpeklerin kulakları çok deÄŸiÅŸik biçimlerde olabilirken duyma yetenekleri çok üstündür, insanınkinden ileridir; çok yüksek frekanslı sesleri, biz duyamadığımız halde onlar duyabilirler. Kulakların biçimi, geniÅŸ, düşük, Basset Tazılarındaki gibi yatık, sarkık,dimdik biçimlerde olabilir. Cocker Spaniels köpeklerininki düşük ve tüylüdür, kafayı örter Aksine Fransız Buldoglarının kulakları kısa tüylüdür, radar anteni gibi heybetli durur.

Kulağın Bölümleri

       Kulağın dış görünüşü köpekten köpeÄŸe deÄŸiÅŸiklikler göstermekle beraber, orta kulak ve iç kulağın yapısı ve iÅŸlevleri benzerlikler gösterir.

       Pinna veya dışkulak: Dış kulak kıkırdaktan meydana gelmiÅŸ olup, kaslar ve deri örtüden oluÅŸmuÅŸtur. Köpeklerin çoÄŸunda, dışkulak oldukça haraketlidir, sesin geldiÄŸi yöne haraket eder. Dış kulak dış iÅŸitme kanalına doÄŸru derinleÅŸir; ilkin dikey olarak gider, daha sonra kulak zarına doÄŸru yatay olarak geliÅŸir (tympanic zar).

       Orta Kulak: KöpeÄŸin ortakulağı, "tympanic zarla" (kulak zarı) birleÅŸir. Zarın bulunduÄŸu boÅŸlukta, vücudumuzun en ufak kemiÄŸi olan "auditory ossicles" yer almıştır; biçimi ve iÅŸlevi itibariyle çekiç örs ve üzengi adlarını almıştır. Bu üç kemik birbirine geçmiÅŸ olup, kaldıraç esasına göre çalışır. KulaÄŸa gelen ses kulak zarını titreÅŸtirir; böylece örs, çekiç, üzengi kemikleri gelen sesi iç kulaÄŸa iletir; böylece sesin çoÄŸaltılmasına hazırlanılır ama, "ossicles(örs, çekiç, üzengi kemikleri) titreÅŸimlerini en yüksekten en düşük sese göre ayarlar.

        İçkulak: İç kulakta, "cochlea" denilen sese duyarlı bir spiral yarım daire biçimindeki kanalları dengeleyen organlar bulunur.Yarım dairebiçimdeki kanallar, hareketleri araÅŸtırır, kontrol eder, saccule ce utricle kafa ile baÄŸlantısını temin eder istenen bilgileri verir. Bu baÄŸlantı ve iliÅŸkiler kedilere ve insanlara benzer.

Burun ve Koklama Duygusu,

       KöpeÄŸin en dikkat çekici yanı onun koklama duygusudur. Tüm köpekler, her ÅŸeyi koklama dürtüsünde yaratılmışlardır; toprağı, insanları, diÄŸer köpekleri hep koklarlar. KöpeÄŸin koklama yeteneÄŸi ona bizimkinden bir milyon kat fazla iletiÅŸim ve bilgi temin eder.KöpeÄŸin beynindeki koklamaya tahsis edilen hücreler bizimkilerden 40 kat daha fazla sayıdadır. Köpeklerin bu yeteneklerinin terbiye edilerek onları koku köpeÄŸi olarak yetiÅŸtirmeye ilaçları, bombaları, gaz kaçaklarını bulmada uzmanlaÅŸmaya yönlendirmek olanaklıdır. KöpeÄŸin koklama yeteneÄŸinin geliÅŸmesinde onun burun alanının geniÅŸliÄŸinin de rölü olmuÅŸtur. İnsanlarda bu alan yaklaşık 3 cm kare iken, köpeklerde 130 cm kare kadardır. Koklama bölgesinde dokuların katlanması, kıvrılmasıyla hem kokunun yakalanması kolaylaÅŸtırılmış, hem de bu iÅŸi yapan alan geniÅŸletilmiÅŸtir. Koku hücreleri çok daha yoÄŸun bir övgü ile bir araya getirilmiÅŸ, santimetre kareye çok daha fazla hücre yerleÅŸtirilmiÅŸtir.

       KöpeÄŸin burnu neden hep nemlidir?

       KöpeÄŸin burnu özgün bir takım hücrelerin salgıladığı nemle devamlı ıslaktır. Yeni bir kokunun farkedilmesi üzerine derhal harakete geçerler. Çok çok ufak zerreler halinde nem ÅŸeklindeki salgıya gelen bu zerrecikler orada çözümlenir ve duygu hücreleriyle temasa geçirilir.

Solunum

       Pharinx denilen nefes yolu aÄŸzın gerisinde, yemek ve nefes borusunun baÅŸladığı yere intikal etmiÅŸtir. AÄŸzın damak kısmından uzayan etli bir kısım uzayıp nefes yolunu ikiye böler. Köpek aslında burnundan soluyan bir hayvandır. Normal havayı burun yolundan akciÄŸerlere intikal ettiren köpek, bu esnadan havayı süzer, ısıtıp nemlendiri ondan sonra ciÄŸerlerine alır. Hava sıcaklığı artar hayvan haraket halinde bulunur, ya da burun boÅŸluÄŸunda bir sorun çıkarsa aÄŸzından nefes alma zorunluÄŸu kendini gösterir.

Kısa burunluların sorunlarI

       Brakisefal cins köpeklerde (kısa burunlular) bahsedilen damaktan giden yumuÅŸak uzantı, başın iyice gerisine kadar itilerek hayvanın nefes almasını güçleÅŸtirir. Küt burunluların bazılarında aÄŸzı kapamak çok güçleÅŸir, hayvan tedirgin olduÄŸunda sadece burundan soluyamaz; ağız ve burundan birlikte solumak gerekir. Böylece yumuÅŸak çıkıntının gırtlak kısmına sıkışması, nefesi kolaylaÅŸtırması olanaklıdır.

GÖĞÜS

       Göğüs kısmı, kaburgaların oluÅŸturduÄŸu kafesle, diyaframdan ibarettir. AkciÄŸerler bu kafesi daha fazla doldurmuÅŸtur. Kalp, göğsün merkezinde yer alır; sadece alt ucundan kaburgalara deÄŸinir. Bu organların her ikisi ( kalp ve akciÄŸerler) göğüs içinde haraket eder. Birbirlerine dolanmaması, engel oluÅŸturmaması için, herbiri, kendine özgü kaygan bir kılıf içinde bulunur.

KALP

       Köpeklerin kalbi memelilere özgü dört odacıktan ibaret organdır. İki "atria(girit)" kanı güçlü atar damarlara boÅŸaltırken, buradan tüm vücuda nakledilir. SaÄŸdaki atar damar (ventricle) kanı akciÄŸerlere pompalarken, bura da karbondioksiti bırakarak oksijeni alıp temizlenmiÅŸ olur; kan buradan "sol atriuma" (sol girit) geçer ve temiz kan olarak tüm vücuda pompalanır.Kalbin pompalama direnci akciÄŸerlere göre daha fazla olduÄŸundan sol karıncık saÄŸa göre daha geniÅŸtir ve güçlüdür. Kalbin duvarları, çalışması sırasında kasılma ve dinlenmelerini ayarlayan ve eÅŸ güdüme getiren iki haraket ayar mekanizmasıyla donatılmıştır.

NEFES BORUSU VE AKCİĞERLER

       Nefes borusuna "larynx" denilen gırtlak kısmından geçilir; burası çeÅŸitli kıkırdak katmanlardan oluÅŸur. Daha sonra ciÄŸerlere intikal edilir ve burada bronÅŸlara ayrılır. Hava, ufak, zardan yapılmış, duvarlarında kan damarları çevrili keseciklerde toplanır ki iÅŸte burada kanın içindeki karbondioksit bertaraf edilip oksijen ikmal edilir.


KARIN

       KöpeÄŸin diyaframının gerisinde, göbek (veya karın) denilen boÅŸluk bulunur. Burada, besinlerin yararlanılabilir hale getirilmesi, atık maddelerin dışarı atılması, kanın süzülüp depolanması, neslin idamesi gibi hayvanın yaÅŸamını sürdürmesine dair iÅŸlevler ifa olunur; göbek üç önemli bölüme ayrılır.

1) Ürogenital sistem denilen, böbrekler, idrar yolları ve üreme organları
2) Dalak
3) Pankreas, karaciğer ve bağırsaklar dahil sindirim organları yer alır.

Atıklar Sistemi

       "Ürogenital Sistem" denilen organlar, atıkların ve üreme organlarının iÅŸlevlerini içine alır. KöpeÄŸin iki böbreÄŸi karnının üst kısmında, denilebilir ki gövdenin çatısında, yer almıştır, son kaburgaya çok yakındır.Her böbreÄŸin, bir kılıfı (cortex) medulla denilen bölümü ve leÄŸen denilen kısmı (pelvis) vardır. Böbrek, kılfı ve öz kısmı ile çok karmaşık bir süzgeçtir, bunu nefron ( nephrons) denilen ünite yerine getirir.


Böbreğin İşlevleri

       Böbrekler kanı süzer, içinde bulunan istenmeyen ve özellikle zehirli maddeleri bertaraf eder.

1) Kan hücrelerinin süzülmesiyle geriye saydam bir sıvı kalır.
2) Bu sıvı kanallardan geçerken içindeki sodyumu dokulara terkeder.
3) Bu sodyum geçiş yolundan aldığı su ile idrarı yoğunlaştırır.
4) Diğer atık maddeler de çeşitli noktalarda idrara karışır.
5) Daha sonra idrar toplanma kanallarına gider ve böbreğin leğen kısmında toplanır.

       Ä°drar içindeki en tehlikeli madde karaciÄŸerin, aşırı amino asitleri parçalayarak oluÅŸturduÄŸu üredir. Vücutta biriken aşırı üre çok ciddi sorunlar yaratırken, ölüme kadar götürebilir. Her böbreÄŸin, idrarı böbreklerden alıp sidik torbasına götürecek, idrar yolu denilen bir borusu bulunur. Tıpkı bağırsaklarda, besinlerin toplanması gibi, idrarı idrar torbasına taşıyan "peristaltic dalga sistemi" denilen bir sistem vardır.

SİNDİRİM SİSTEMİ

       KöpeÄŸin sindirim sistemi, her biri kendine özgü görevi bulunan özel bölümlerden oluÅŸur, bunlar birbirine baÄŸlı iÅŸlevlerde bulunurlar. Herbirinin, kendine özgü "enzimleri" üreten salgı bezleri bulunur. Bunları sırayla şöylece belirtmek gerekir.

1) Ağız ve salya salgı bezleri
2) Yemek borusu
3) Mide
4) Oniki parmak bağırsağı, ince bağırsaklar ve pankreas
5) KaraciÄŸer
6) Kalın bağırsaklar ve "anus".

SALYANIN İŞLEVLERİ

1) Salya köpeğin aldığı besinlerin karışımını sağlar, yemek borusundan besinlerin geçişi için yağlama işlemini yapar.
2) Salya alınan nişastanın ağızda sindirimine yardımcı olur; ağızda besinlere karışan bu enzimin işlevi midede devam eder.
3) Salya dilin temizlenmesini saÄŸlar.
4) Köpeğin tat alabilmesi, salyanın besinlere intikaline bağlıdır, böylece hayvanın lezzet alabileceği maddeleri diline, tat dokularına iletir.
5) Salyanın buharlaşması hayvanın serinlemesini sağlar.

AÄžIZ

       Köpek bir yerde bir yiyecek bulunduÄŸunu veya bulunabileceÄŸini anlar anlamaz sindirim sistemi harakete geçer. AÄŸzında salya üretilir; sindirim sistemi için hazırlanır. köpek kulübesinde açılan kapı veya bir konserve kutusunun açılışını ima eden bir durum köpeÄŸin salyasının üretimi için yeterlidir.

        Köpek yediklerini aÄŸzına götürüp, güçlü çeneleriyle çiÄŸner bunları. köpek yiyecekleri diliyle ilk olarak lokma veya " tıkım " haline getirir, ondan sonra aÄŸzına götürür, yutaÄŸa iletir, yemek borusuna intikal ettirir(gırtlak üzerinden), yemek borusu böylece gelen besinleri almak için açılır, daha sonra yutulan besinler üzerine kapanır.   

        Bu, oldukça karmaşık bir manevradır, tek bir sözcük olan yutma ile ifadesini bulan iÅŸlemin yapılabilmesinde bir dizi ustalıkla ayarlanmış sinir sistemi ve ufak kas eÅŸgüdümle iÅŸlevini yapar. Yemek borusunda, "peristalsis faaliyeti" denilen iÅŸlemle alınan besinleri ezip bir tüpe doldurulmuÅŸ macun haline getirir. Yemek borusunun çok daha kalın olan duvarları (ince bağısaklardan) bağırsaklardan daha fazla gerilebilir, böylece köpek çok büyük lokmaları rahatlıkla yutabilir (kemik, tasÅŸ parçası, oyuncak gibi) ne var ki, bunlar sonunda mide veya ince bağırsaklarda tıkanıp kalırlar. Yemek borusundan alınan besinler göğüsten geçip mideye gelir. Daha sonra bir supapla ( cardiac sphincter) açılan mideye lokma indikten sonra, mide kapanır.

MİDEDE SİNDİRİM İŞLEMİ

        KöpeÄŸin midesi iki çeÅŸit bölüme ayrılmıştır, bunlardn biri "fundic" bölüm diÄŸer ise kursak veya "pyloric" bölümdür. Birinci bölüm olan "fundic" bölümde mide suyu salgı bezleri yer alır, bunlar asit ve enzimler üretirken bunlardan oluÅŸan pepsinle proteinler parçalanır. "Pyloric" bölümde üretilen sıvıyla enzimlerin sindirim etkileri durdurulur ve besinler ıslak tutulur.

ONİKİ PARMAK BAĞIRSAĞI

       Midede üç dört saat kadar duran besinlerden bir miktar oniki parmak bağısağına geçer. Buradaki salgı bezlerinin ürettikleri katı alkali salgıyla, midedeki asitli besinler nötralize edilir, bağırsakların asitten etkilenmesi önlenir. Pankreastan oniki parmak bağısağına enzimler intikal eder. Besinler ince bağısaklara geçtikten sonra, enzimler iÅŸlevlerini tamamlar; besinler ince parçalara ayrılır, büyük kısmı massedilir. Besinlerdeki suyun önemli bir kısmı kalın bağırsaklarda yeniden massedilip atılacak hale getirilir, sonunda dışkı olarak atılır.

PANKREAS

       Pankreas, mideye yakın olarak tutunmuÅŸ oniki parmak bağırsağı ilmiÄŸinde bir doku yumağı halindedir. Oniki parmak bağısağına gelen besinler üzerine pankreas sıvısı salgılanmaya baÅŸlar. Sindiriö enzimlerinden baÅŸka, ensülin, glikoz birikimini saÄŸlr, ensülin yokluÄŸu ÅŸeker hastalarından "diabetes mellitus'a" neden olur.

KARACİĞER

       Vücudun en büyük organı karaciÄŸerdir, bu çok önemli bir kimyasal madde fabrikasına benzer. Bunun kanla irtibatı olan bir dizi iÅŸlevi vardır; Besinlerin depolanması ile zehirli maddelerin bertaraf edilmesi karaciÄŸerin görevidir.

DERİ ve TÜYLER

        KöpeÄŸin derisi iki önemli tabakadan meydana gelir - dış katman epidermis ve alt katman dermis. Üst deri tabakası insanın derisi kadar serttir. KöpeÄŸin tüyleri, insanın muhtaç olduÄŸu kalın deriye eÅŸdeÄŸerdir. Üst katmanda kan damarları bulunur; ayrıca deri salgı bezleri tüy kümeleri bulunur ki, bunlardan tüyler alt deriyi katederek çıkarlar. İnsanda alt ve üst deriler baÄŸlayıcı bir tabaka ile kaynamış olup, deriye bütünüyle esneklik kazandırmıştır. Köpekteyse bunlardan az miktarda bulunur burnunda ve ayak altlarında örneÄŸin bunları görürüz. KöpeÄŸin çok daha fazla tüy kümeciÄŸine sahip olduÄŸu, böylece iki tabakanın çk daha iyi kaynaÅŸtığı anlaşılmaktadır.

KÖPEĞİN TÜYLERİ

       Hemen hemen tüm köpekler (tüysüzler hariç) yoÄŸun bir tüy tabakasıyla sarılmıştır, bunlardan her bir kıl belirli bir kümeden çıkmıştır. Tüy kümelerinin tabanında keratin üreten bir ufak "Tümşük" bulunur. Tümşüklerden çıkan tüyler birden çok tüyden oluÅŸmuÅŸtur; bunlar ya koruyucu tüy, ya daha gevÅŸek tüyler ya da ikincil tüy denilen alt katmanlarda bulunan tüylerdir. Tüylerin çıktığı kümelerin baÄŸlandığı kaslar vardır. Bu kasların çok sıkı baÄŸlantıları tüylerin dik dürmasını saÄŸlamaktadır.

YAĞ SALGI BEZLERİ

       YaÄŸ salgı bezleri genellikle temeldeki kümelere baÄŸlanmıştır, ürettiÄŸi yaÄŸla tüylerin yaÄŸlanmasını temin eder. Ayrıca üretilen sesum sayesinde hayvan, aşırı ıslanmasını engellediÄŸi kadar, ısı deÄŸiÅŸmelerinde de korunur.

ÖZEL TÜYLER

       Köpek tüylerinden bir kısmının kökleri daha derindir sinir sistemi de buna paralel olarak fazladır; kan dolaşımı buna göredir. Kulak ya da burun bölgesindeki kılla bu sınıfa girerler
İnsanları Hayvanları Doğayı Sevelim Sevdirelim
Hacı Hüseyin KILINÇ - 1975 - Eskişehir


 

Avcýlýk