150’den fazla köpek eğitmiş olan ve dolayısı ile çok önemli bir tecrübeye sahip Fransız yazarı Abbe Godard’ın “Je Dresse Man Chlen” yani “Köpeğimi Eğitiyorum” başlıklı eserini Av köpeği eğitimi ile ilgili araştırma yaparken rastladım ve faydalı olacağını düşündüm. Bu nedenle; yapılmış olan çeviriyi sizlerle paylaşmanın faydalı olması temennisiyle...
Saygılarımla....
KÖPEĞİMİ EĞİTİYORUM
Av köpekleri için gerekli olan bilgileri vermeden önce çok önemli olan unutulmaması gereken bir noktayı belirtmekte fayda var. “ Köpeğinize çok iyi bir eğitim vermek istiyorsanız, öncelikle onu her yönüyle iyi tanımanız gerekir.” ( Bu karakter, huy, alışkanlık vs. ) Bu kendiliğinden olan, doğal bir şey diyeceksiniz. Doğru ama çok zor, gerçekleştirilmesi de o kadar güç bir olay. Çünkü biz insanlara eğitim vermeye daha meyilliyiz. Oysa burada sözünü edeceğimiz “eğitim” köpek eğitimidir. Bu nedenle köpeğinizin davranışlarını, hal ve hareketlerini dikkatlice incelemeniz gerekir. Yalnızken, diğer köpeklerle beraberken ve insanların içindeyken. Genellikle her insan köpeğini çok sever ve ondan bahsederken zekasından, akıllığından söz eder. Yani köpeği hakkında anlatacak çok şey bulur. Halbuki önemli olan bu anlatılanları araştırmak, etüt etmek, zekasının yol açtığı tepkiler incelemek. “Neden böyle davranıyor?” diye kendi kendine sorular sormaktır ki eğitimiyle ilgili egzersizlere geçtiğimizde bu bilgiler ve aldığınız sonuçlar sizin işinizi kolaylaştırır. Ve köpeğinizin olumsuz bir açığını düzeltmeniz konusunda da pek fazla zorlanmayacaksınız. Bundan sonra, köpeğin ruhsal ve fiziksel özelliklerini iyi araştırıp çıkarmak gerekir. Çünkü bu özellikler köpeğin karakterinden yola çıkarak, ona uyguladığınız eğitim metotlarına kolaylık verecektir. Aslında bu iş çok büyük ustalık ve beceriklilik ister. Yürekli, gözü pek ve atılgan köpekler vardır, birden fazla karaktere sahiptirler, bunlar hiçbir şeyden korkmazlar. Bu tür köpekler çok meraklıdırlar. Her yere gitmek isterler, korkmadan her yere burnunu sokmak isterler. Öyle köpekler vardır ki çok çekingen, içine kapanık ve pasif bir yapıya sahiptirler. Bu çekingenlikleri onları herhangi bir yabancının yanında kendilerine korumak duygusuna iter. Alışkanlığın dışındaki her şeyden korkar ve en ufak bir gürültüde kaçmak isterler. Bu atılgan ve çekingen köpeklerin arasında inat olanlara da rastlayabilirsiniz. Bu atılgan ve inat köpeklerin olumsuzlukları kötü huylarını zor kullanarak düzeltebilirsiniz ama gelelim çekingen ve aynı zamanda inat olan köpeklerin olumsuzluklarını zor kullanarak düzeltmeye kalkarsanız en büyük yanlışı yapmış olursunuz. Bu tür köpekleri eğitmek çok büyük sabır ister.
Bir de köpeğin ne olduğunu ne işe yaradığı konusunda yazmak gerekir. Yani bazen “ben köpek olsaydım acaba nasıl davranırdım?” diye düşünmek gerekir. Bir örnek verelim: Köpeğinizi evden veya kaldığı yerden ayrılmasını öğretmek istiyorsanız insan olarak düşünürseniz, yerinden her ayrılışında onun nedenini pek anlayamayacağı bir ceza verirsiniz. Ama bir süre sonra sizin bu tepkinize karşılık, kurnaz olduğunu göstermek için, dalgın olduğunuzu fark edip yine kaçıp gidecektir.
Ama kendinizi köpeğin yerine koyup düşünürseniz, ayaklarımızın uyuşukluğunu gidermenin ne kadar gerekli olduğunu, komşuya uğramanın, maceraya doğru koşmanın, tavşan, keklik gibi av hayvanlarını kaldırmanın veya görmenin ne kadar keyif verici olduğunu anlayacaksınız.
Bunun için sahibin köpeğine mutlaka sevgisini aşılamasında fayda var. Ve bu köpekle sahibi arasında sevginin, onun atılmak istediği maceradan daha önemli olduğunu da hissettirmek gerekir. Ayrıca köpeğin sahibinin koruması olmadan bu tür maceralara girmemesi gerektiğini çok iyi ve net olarak anlaması şarttır. Bunu önlemek için, köpeğin çıkıp gittiğini kaçamak yaptığı yere biraz kırbaç ve taşlarla doldurulur (bir miktar zincir de olabilir.) Köpek çıkma istediği anda bu nesneler engel olarak görecektir ve canı acıyacaktır. İşte köpek sahibinin orada bulunması bu işin yanlış bir şey olduğunu ona anlatması ve onu okşayarak ve elinde bulunduracağı yiyeceği ona verip geri dönmesini sağlayacaktır.
Köpeğin mükemmel bir zekaya sahip olması sahibini bu eğitim işinde cesaretlendirecektir. Köpek kendisine öğretilen dersi kesinlikle unutmayacaktır. Bunun için bir örnek vereyim: “Eğitmek için bir avcı arkadaşın ısrarlı ricası üzerine köpeğini almıştım. Eğitim yaklaşık olarak 3 ay sürmüştü. Köpeğini onda teslim ettiğimde, kendisini dinlemediğinden eskisinden daha kötü olduğundan şikayetçiydi. Köpeğini aldım ve sahibinin yanında öğrettiğim her şeyi harfiyen uygulattım. Köpek her dediğimi ve her istediğimi yaptı. Tabi arkadaşım şaşırdı ve bu işi nasıl becerdiğimi sordu. Ben ise köpeğe dönerek eğitimcisinin düdüğünü ve eğitildiği araziyi tanıdığını söyledim.” (ABBE GODARD, Köpek Eğitimcisi)
OTUR – AL – YAT
1- OTUR :
Köpeğiniz ayaklarının üzerinde yürümeye başladığı andan itibaren “OTUR – AL – YAT” egzersizlerini öğretmeye başlayabilirsiniz. Oturmayı öğretmek için, sol elinizle tasmasından tutup, sağ elinizle de köpeğin arkasına bastırarak OTUR emri vermelisiniz. Köpek oturma pozisyonundayken sol elinizle çenesinden tutarak başını kaldırmasını sağlayın, sağ elinizle ise başını sürekli okşayın. Sonra, onu mükâfatlandırın. Bu hareketi sık sık tekrarlayın. Göreceksiniz köpeğiniz alışacak ve OTUR emri verdiğinizde kendiliğinden oturacaktır. Yalnız egzersizlerde, elinizde mükâfatı hiçbir zaman eksik etmeyin, çünkü böylece işiniz kolaylaşacak, köpeğiniz ise bu sayede durumu çabuk kavrayacaktır. Ama her defasında da yiyecek verilmeyecektir. Çünkü köpek, yiyecek için değil, daha sahibi istediği için bu işi yaptığını anlaması lazım. Başlangıçta 2’de 1 mükâfatlandıralım, sonra yavaş yavaş mükâfatı azaltın (orantılı olarak) ki köpek sadece” OTUR” emrinde oturmayı bir görev olarak bilsin ve başka bir şeyle ilgilenmesin.
Egzersizlerde, özellikle yavru köpek için ağzına bir tat bırakacak besin maddesi kullanın ( şeker gibi). Mükâfat olarak kullanacağınız besin maddesini, yararından çok zararı olacağı için ava götürmemeniz gereken bir yavru köpek veya avın açılışından 5-6 ay önce eğitimine başlayacağınız köpek için kullanın.
2- AL
Köpeğiniz oturma pozisyonundayken, burnunun hemen ucuna şeker uzatın, şekeri kapmak için hamle yaptığında “HAYIR” diye bağırın. Şekerle ilgilenmesin diye bu hareketi defalarca tekrarlayın. Bundan sonra şekeri burnuna uzatarak “AL” emri verin ve almasına izin verin. Bu çalışmayı günde 2-3 defa tekrarlayın. Zaman kaybetmemek için yemek vakitlerinde, köpeğinizi sol tarafınızda bulundurabilirsiniz. Arada sırada bir parça yiyecek verebilirsiniz, ama köpeğiniz almak istemeyecektir veya istese de siz hiç taviz vermeden “HAYIR” diye bağırmalısınız. Emrinize uyduğunu gördüğünüz andan itibaren artık “AL” diyerek mükâfatınızı verebilirsiniz.
“AL” alıştırmasını birkaç gün uyguladıktan sonra, köpeğinize eni ve boyu bir cetvele benzeyen tahta parçası uzatarak “AL” diye emir verin. “AL” emrini öğrenmiş olmanın rahatlığıyla tahta parçasını alacaktır. Şayet almazsa veya burnunun ucuyla itmeye kalkarsa, o halde sert bir şekilde “AL” diye bağırınız. “AL” emrini alasıya kadar tekrarlayın. Tahta parçasını ağzına aldıktan sonra, yumuşak bir şekilde “KIMILDAMA” deyin. Bunun üzerine köpek size şaşkın bir şekilde bakacaktır. O andan itibaren sizin yapacağınız hareket, sol elinizle çenesinin altından tutarak ağzının (nesne ile birlikte) kapalı kalmasını sağlamak, sağ elinizle ise onu okşamaktır. Yaklaşık 1 dakika sonra ağzındaki tahta parçasını alıp yerine ödül olarak şeker vereceksiniz. Bu çalışmayı her gün yemekten önce 1 defa uygulayın ki köpeğiniz yemeğini hak etsin. 1-2 hafta içinde köpeğiniz durumu kavrayacak ve hiç zorluk çıkarmadan herhangi bir nesneyi ağzına alabilecektir.
Çalışmalarınızda köpeğin ağzına alacağı nesneyi ve şeklini sık sık değiştirin. Örneğin gazete, kemik, top vs. gibi değişik şekilde nesne olabilir.
Bu aşamadan sonra, artık nesneyi ağzının hemen ucuna değil de birkaç cm gerisine uzatın ve aynı işlemi tekrarlayın. Yavaş yavaş nesneyi burnunun ucundan uzatarak, sonra alçaltarak veya yere koyarak aynı çalışmayı defalarca tekrar edin. Köpeğinizin bu çalışmaları algılaması yavaş da olsa zamanla mutlaka gerçekleşecektir. Bu çalışmalar öylesine yavaş ve uzun sürmelidir ki bir gün yere herhangi bir şey düşürdüğünüzde, köpeğiniz nesneyi kendiliğinden yerden oturma pozisyonunda iken size vermeyi bilmelidir.
Ama belki siz, “Bu çalışmalar ne işe yarayacaktır?” diyeceksiniz. Bu bir sirk. Kavrayışlı ve zeki insanların çoğu bu çalışmaların köpeğe “APORTU” öğretmenin en iyi yöntemlerinden biri olduğunu anlayacaklardır. Gerçekten, köpeğiniz yerde bulunan herhangi bir nesneyi ağzına aldığında, siz 1 metre geri çekilerek “VER” diyeceksiniz. Bu sayede köpek size bir şey vermek için kımıldamak zorunda olduğunu anlayacaktır. Başta bunu çekingen bir tavırla yapacaktır. Size ulaşması için birkaç adım atması yetecektir. O anda “OTUR” diye emredeceksiniz. Pozisyonunu aldıktan sonra, elinizi uzatarak “VER” diyeceksiniz. Başlangıç için 1 metre mesafe yeterli olacaktır. Bu mesafeyi çabucak uzatmanız halinde, köpeğiniz %99 ihtimalle ağzındaki nesneyi yere düşürecektir. Ve siz bunun üzerine köpeğinize hata yaptığını anlatmakta zorluk çekeceksiniz. Bunun için aranızdaki mesafeyi yavaş yavaş azaltabilirsiniz. Sonra, ağzında nesneyle beraber 25 metre yürüyeceksiniz, sonra 50 metre, 100 metre, 500 metre ve 1 km kadar yürütebilirsiniz. İşte o zaman “apotru” mükemmel bir köpeğe sahip olacaksınız. Tabii ki köpeğe, nesneyi kendisinden arayıp bulması gerektiğini öğretmek gerekecek. Bu eğitimi “APORT” bölümünde anlatacağız. Mutfakta devamlı hizmetçiyle beraber bulunan bir DOBERMAN’ı eğittiğimi hatırlıyorum da hizmetçim bodruma inip odun getirdiği zaman onu izler bir tane de o getirip kendisine verirdi.
3- YAT:
Şimdi eğitimin son aşamasına geldik. Bu eğitim metodu bize İngiltere’den geldi. Bunun içindir ki bu metoda “DOWN” metodu diyoruz. “YERE” (YAT) anlamındadır. Köpeğin adeta yere yapışık halde bulunmasını gerektiren çalışma aynı zamanda eğitimin anahtarıdır. Bu bölümde yer alan klasik metodu uygulamaya geçtiğimizde, bu çalışmanın ne kadar önemli bir faktör olduğunu anlayacaksınız. “DOWN” (YAT) olayını tam anlamıyla becerebilen köpek ¾ eğitilmiş bir köpektir. Bu nedenle, bu dersi hiçbir zaman yeterince, dikkatle, titiz bir şekilde uygulayamazsınız. Yani, bu ders köpeğin tamamıyla karnını yere değdirmesinden ibarettir. “DOWN” pozisyonunda, dört ayak yere uzanmış bir şekilde, kalçaları yere değecek, ön ayaklarını önüne uzatacak ve burnunu iki ayağının arasına uzatacaktır. Bu “DOWN” pozisyonu, köpeğin diğer yatma pozisyonlarından oldukça farklıdır. Köpeğin bu pozisyonu almasını nasıl sağlayabiliriz? Gücü sınırlı olan bir yavru köpeği, karşı gelse bile, bu durma sokmakta zorluk çekmezsiniz. “OTUR” pozisyonundan yola çıkılacaktır. Sol elle köpeğin arka karnına bastırırken, sağ elle de köpeğin karnı yere değinceye kadar önceki iki ayağını öne uzatırsınız. Vücudunu iyice yere yapıştırmak için, sol elinizi bastırarak (kuvvetle) sırtının orta yerine getirin, sonra da sağ elinizi kafasının üstünden iterek öndeki iki ayağının arasından yere değdirmesini sağlayın. Köpek hareket ettikçe bu kelimeyi tekrar edin. Ta ki sakinleşip pozisyonunu alıncaya kadar. Kımıldamaya teşebbüs ettiği anda aynı kelimeyi tekrarlayın. (defalarca). 5 dakika gibi bir zaman diliminden sonra serbest bırakıp okşayın ve mükafatını vermeyi unutmayın. Avın açılmasına epey bir zaman varsa, zamanınız bol olduğu için, ilk haftalarda günde bir kez çalışmak yeterli olacaktır. Avın açılmasına az bir süre varsa ve köpeğe ihtiyacınız varsa bu çalışmayı günde üçe, dörde çıkarabilirsiniz. Eğer köpeğinizin yaşı ilerlediyse, örneğin 8 aylıktan itibaren onu “DOWN”a getirmek epey güçleşecektir. Belki de kavga bile çıkabilir. Ne olursa olsun elinizi çabuk tutun göreceksiniz yarışın sonunda siz galip çıkacaksınız. Eğer köpeğiniz gerçekten güçlüyse ve siz onunla baş edemiyorsanız, herhangi bir tahta döşemeye bir halka yerleştirin. Köpeği kalın iple beraber getirin ve ipi halkadan geçirip köpeğin burnu halkaya değecek kadar ipi çekin ve “DOWN” kelimesini söyleyin. Böylece bu pozisyonu almak zorunda kalacaktır. Bir başkası ipi yutarken, hareket etmek isteyecek, olsun ama siz onu gidip okşayarak sakinleştirecek ve elinizle onu düzeltip uygun pozisyonda kalmasını sağlayacaksınız. Birkaç dakika bu şekilde duracaktır.Yavaş yavaş “DOWN”nun süresini 10 dakika 15 dakikaya kadar uzatabilirsiniz. Bu sürenin egzersiz sayısından da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu egzersizi ne kadar iyi yaparsanız ve bu süreyi ne kadar iyi ayarlarsanız köpeğiniz size ileride o kadar sadık ve söz dinler bir köpek olacaktır. Mesela, güzel bir eğitimle, düdük kullanarak, köpeğinizi hangi mesafede olursa olsun “DOWN”a getirebilirsiniz. Bu tamamen size kalmış bir şey. Bu şekilde köpeğinizi herhangi bir tehlikede, onun yatmasını sağlayabilirsiniz. Köpeğinizi “DOWN” pozisyonuna getirmek başka bir çalışma, onun bu pozisyonda kalmasını sağlamak başka bir çalışmadır. İlk derslerde iki elinizi kuvvetle kullanarak “DOWN”a başlatabilirsiniz. Sonraları ise tek elinizi kafasından aşağıya doğru iterek “DOWN” dedikten sonra tekrar çekip yapabilirsiniz. “DOWN” emrini verdikten sonra, köpek kafasını kaldırmaya çalışıyorsa, elinizle başını yere eğerek “DOWN” emrini tekrarlarsınız. Bir hafta içinde yavaş yavaş gelişme kaydederken, ayağa kalktığınız anda, hızla yanına yaklaşıp aynı emri tekrarlamalısınız. Sonra yavaş yavaş geri çekilebilirsiniz. Ama küçük bir hareketle yanına yaklaşıp pozisyonunun bozulmamasını sağlamalısınız. Bu sayede nerede olursa olsun köpeğinizi “DOWN” pozisyonundayken etrafında dönebilirsiniz. Ama o kımıldamamalıdır. Bu esnada “DOWN” kelimesi defalarca tekrarlanmalıdır. Köpeğin bu pozisyonunu bozmamasına dikkat ederek yavaş yavaş uzaklaşarak dönebilirsiniz onun etrafında. Kımıldanmaya başladığı anda yaklaşarak “DOWN” diye bağıracaksınız. Etrafında dönerken yavaş yavaş uzaklaşarak kaybolup önce 5 dakika, sonra 10 dakika gözükmeyin. Prova bittikten sonra yanına gelip pozisyonunu bozabileceğini söyleyebilirsiniz. Köpeğiniz “DOWN” pozisyonunda iken sırtınızı ona dönüp koşun, epey mesafe aldıktan sonra yine yanına gelip, mesela “haydi” kelimesiyle işin bittiğini söyleyebilirsiniz. Bu eğitimi özenle, dikkat ederek gerçekleştirirseniz mutlaka verimli olacaktır. Geçirilen bu zaman kesinlikle kaybedilmiş zaman değildir. Pozisyonun doğru olmasına dikkat edin ve bu pozisyonun sonuna kadar bozulmamasına özen gösterin. Şayet köpeğiniz yorgunluk belirtileri gösterirse arka kalçasının sağ veya sol tarafına yatacaktır. Ama siz hiçbir zaman taviz vermeyeceksiniz. Pozisyonunu bozduğu yerin yakınına, birkaç kamçı, kırbaç veya sopayla vurmalısınız. O anda köpek arkasına dikkat edip uygun pozisyonunu derhal alacaktır.
DÜDÜK VE KOLU KALDIRARAK “DOWN” :
Köpeğiniz “DOWN” pozisyonuna sesinizle alışmıştır. Şimdi düdük ve kolunuzu kaldırarak köpeği “DOWN”a alıştırmalısınız. Düdük eğitimi uzun sürmeyecektir. 5-10 dakikalık 3 ders ona yetecektir. Bunun için şu uygulamayı yapmalısınız. Köpeğinizi bağıyla gezdirirken, birdenbire uzun etkileyici ve enerjik bir şekilde düdük öttürün. Mesela şu şekilde “Tuuuuuuuuuut” ve hemen sonra “DOWN” kelimesini söyleyiniz. Köpek yere yatacaktır. Yaklaşık 1 dakika sonra düdüğü 2 kez öttürerek kalkmasına izin verin. Köpeğiniz kısa zamanda, uzun ve eşit aralıklı tek düdük sesinde yatacağını, kısa ve 2 kez öttürülen düdüğe kalkacağını öğrenecektir. Sonra düdükle çağırma eğitimine de başlayabilirsiniz. Bunun için köpeği “DOWN”a getirip 50 metre kadar uzaklaşın. Yere çömelip köpekle karşı karşıya durun, sonra kısa ve net bir şekilde düdüğü öttürün ve sağ elinizle sağ baldırınıza vurun. Anlaşılmamışsanız çağırıp okşayarak ödüllendiriniz. Bu egzersiz zorluk teşkil etmediği gibi kolayca algılanacaktır. Artık bundan sonra, köpeğiniz “DOWN”a geçmeyi bekleyecektir. Önce düdük, sonra ise sol kolunuzu kaldırarak uygulayın. Bunu iki şeklide gerçekleştirebilirsiniz. Önce düdük sonra ise kolunuzu kaldırarak, bazen ikisini beraber de gerçekleştirebilirsiniz. Daha sonra köpeği “DOWN” pozisyonuna getirip yaklaşık olarak 50 metre uzaklaşın. Çağırmak için düdük öttürün. Köpek koşup gelecektir. Yaklaşık 20 metre kadar size yaklaştığında, bu sefer “DOWN”a geçmesi için düdüğü yine kullanın (unutmayın düdüğün sesi uzun olmalıdır). Köpek ya yatacaktır ki böyle olursa çok iyi ya da sizi dinlemeyecektir. Böyle olursa da umudunuzu yitirmeyin. Sizi dinlemediği takdirde iki eklinizle kafasının ve arka kısmının derisinden tutup yatması gereken yere götüreceksiniz. Onu oraya koyduktan sonra, düdüğü ayrıca öttürerek sert ve kızgınlıkla “DOWN” yani “YAT” diyeceksiniz. Aynı uygulamayı bir kez daha tekrarlayınız. Bu ilk çalışma size 2 ay yetecektir. Herşeyden önce köpeğin sersemleşmesini önlemelisiniz. Bunun için ertesi gün aynı dersi tekrarlayın.
II.METOD :
II.Metod için, köpeğin kaçmasını önlemek için her tarafı çevrili geniş bir arazide serbest kalmasını sağlayın. Bu esnada, köpeğin etrafınızda delice atlayıp zıplamasında müdahale etmeyin. Şayet köpek sizden yavaşça uzaklaşmaya kalkarsa “DOWN”a geçmesi için düdüğü kullanın. Sizin bu isteğinize hemen boyun eğmiyorsa, yukarıda sözü ettiğimiz gibi yine iki elinizle aynı şekilde alıp, istediğiniz bu hareketinizle ona anlatabilmelisiniz. Artık bundan sonra, bu “DOWN” eğitimini her türlü arazide uygulamanız şarttır. Bunu unutmayınız. Köpeğin arazide keyfince dört nala geçmesine engel olmayın. Ve ara sıra mesafeyi orantılı olarak uzatarak, düdükle “DOWN”u çalınız. Eğer köpek düdük sesinden sonra daha doğrusu “DOWN”u emredin düdük sesinden sonra size doğru bakıyorsa sağ kolunuzu kaldırınız, o zaman köpek “DOWN”u emreden düdük sesinde yatması gereken yerde yatacaktır. Bu çalışma esnasında köpeğe hiçbir taviz verilmeyecektir. 50 cm. olsa bile kımıldamasına izin verilmeyecektir. Başlangıçta köpekler bu çalışmalarda sahibine yaklaşabilmek için birkaç metre yürümek isteyeceklerdir. Bunu önlemek içi suçluyu cezalandırmak için aynı elinizle (iki elinizle) tutarak sert bir şekilde “DOWN”a geçmesi gereken yerin birkaç metre arkasına koyun ve arkasında da “DOWN”u belirten, uzun ve enerjik olarak düdüğü öttürün.
Neden birkaç metre arkaya da tam götürülmeyecek. (“DOWN”a geçmesi için) Yapılan deneylerden edinilen tecrübeye göre, çalışmaların biraz olsun abartılması, köpeğin daha iyi anlamasını sağlıyor. Mesela size 100 metre kadar bir mesafede yatmak zorunda ise, siz onu tutup 110 metre mesafeye koyarsınız (ellerinizle), hatasının farkına kolayca varacaktır. Seçkin ve değerli bir köpek eğitimcisi bana önemli bir tavsiyede bulunmuştur. “Ben köpeklerimi her zaman arkaya geçiririm” diyordu. Çoğu kez bu şekilde hareket etmenin köktenci olduğunu fark etmişimdir. Sen hızla koşan aniden durdurabilmeli, koştuğu zaman topraklı ise toz duman olacaktır. Ama durduğumuzda köpek 50 cm. bile kımıldamayacak, durduğu yere gelip baktığınızda, ansızın durabilmek için yaptığı izleri yerde göreceksiniz. Bu sonucu, mesafe ne olursa olsun elde edebilmesiniz. 250-300 metrede olsa bile. Ama dikkat. “DOWN” bir eğitim egzersizidir. Yoksa köpeğinizin yere tam siper yattığını görme zevki değildir. Yani “DOWN”u lüzumsuz yerde ve zamanda emretmemelisiniz. Daha doğrusu disiplini elden bırakmamalısınız. Bu çalışmayı oyun şekline sokarsanız, köpeğinizi sersemleştirir, aptallaştırırsınız. Bu nedenle 15 dakikalık bir gezide bu uygulama 2-3 kez tekrarlamanız fazlasıyla yeterli olacaktır. İleride bu eğitim bir yumuşama, bir hafifleşme çalışması olmaktan çıkıp, daha ziyade durumlara karşı koymak ve bazı hataları düzeltme işinde yarayacaktır. Köpeğinize evde aramaya geçmesine öğretmeden önce bu “DOWN”u titizlikle en üst düzeyde öğrenmesine özen gösteriniz. Belki bazı tecrübeli eğitimcilerin “DOWN”u öğretmek istemediklerini duyabilir veya görebilirsiniz. Kızgınlık ve öfke duyduğum bazı pasif köpekler için ben de aynı şeyi yapmak istemişimdir çoğu kez. Ama ayrılık kuralı hiçbir zaman bozmaz.
Silahla ateş ederek “DOWN”a geçirme:
Nihayet, silahla ateş ederek “DOWN”a geçmeye sıra gelmiş demektir. Bu çok gerekli değil ama, bazı zamanlarda işinize yarayabilir. Gerçek şu ki tüfek sesinden galeyana gelen bir köpeğe sahip olmak kadar kötü birşey yoktur. Bu durumda, mesela ilk elde yaraladığınız bir tavşana, köpeği vurmak korkusundan ikinci eli atmanız mümkün olmayacak veya zorlaşacaktır. Bunun için oyuncak bir tabancadan faydalanabilirsiniz. Bu aynı zamanda köpeğin patlama sesine de alışmasına yardımcı olacaktır. Uygulama şu şekilde olacak. Köpeğin 50 metre dolayında biz uzaklıkta iken, düdükle “DOWN”u emrediniz. Hemen arkasından da tabancayı patlatınız. Köpek normalde yatması lazım. Eğer yatmazda yine iki elinizle alıp, atmasını gereken yerin birkaç metre arkasına koyup “DOWN”u emredin. Birkaç uygulama sonrasında düdüğü kaldırıp tabanca ile “DOWN”a geçebilirsiniz. Şayet yine sözünüzü dinlemezse , yine aynı şekilde elinizle tutup yatması gereken yerin biraz uzağına yerleştirip yatmasını sertlikle emredin. Tabii tekrarlıyorum her zaman aynı şeyi. Hiç de hoş değil ama gerekli birşey. “DOWN”nun eğitiminde o kadar önemli bir yeri var ki siz okuyucularıma inandırmak için dönüp dolaşıp aynı şeyleri defalarca tekrarlamak gereksinimi duyuyorum. İleride “DOWN” konusunda ustalaşmış bir köpeğiniz, elinizle adeta hassas, ince bir alet olduğunu bizzat kendiniz farkedeceksiniz. Bu sayede ona, istediğiniz herşeyi yaptırabilirsiniz. Ve en önemlisi avda size zararı olmaktan ziyade mükemmel bir yardımcınız olacaktır. Otur-yat-kalk kısmı bitmiştir.
”APORT”
Şimdi sıra, pek önemli olmayan ama genelde Fransa’da üzerinde çok durulan bir egzersize gelmiştir. Ama buna rağmen av faaliyetlerinde aport yüzünden güzel bir ferma köpeğini kaybetmek içten bile değil. İyi nişancı bir avcının köpeğine APORT’u iyi öğretmesi pek uzun sürmeyecektir. Çünkü köpek de vurulan avı sık sık ağzına almaktan zevk alacaktır. Ama şu var, her attığını vuran avcının köpeği de sahibine gelip ona izin vermeden acele gidip avı alacaktır. Bu da avcıyı o sırada kalkabilecek ikinci bir ava atmasına engel olacaktır. Yaralı avın peşine yollanan avcılarda var. Son derece yanlış bir hareket de gözlerimle gördüğüm bir avcının İrlanda Seftarini yaralı ve ancak 50 cm kadar açıp düşen bir keklik palazının peşine yollamasıydı. Aşırı ve ölçüsüz bir koşudan sonra, köpek zor zor uçabilen bir kekliği tam anlamıyla çiğnemeden yutmuştu. Sözü edilen köpeğin sahibi bu başarısından dolayı epey gururlanmıştır. Ama ne yazık ki İrlanda Seftarini yaralı ve ancak yerden 50 cm kadar uçup düşen bir keklik palazının peşinden yollanmasıydı. İrlanda Seftari yaptığı bu işten hiçbir zaman vazgeçmemişti ve onda bu çok büyük bir kusur olarak kalmıştı. Artık o köpek o olaydan sonra güzel bir kaldırıcı olarak kalmıştı. Şahsen başımdan geçen bir olay var. Öncelikle şunu belirteyim; avcılık benim için keyif verici bir spordur. Yani etin benim nazarımda pek önemi yok. Ama birgün tüfek atmaya fırsatım olmamıştı. Başımın üstünden geçen bir tarla kuşuna fişek attım, kuş eğik bir şekilde alçalıp yere düştü. Şimdiye dek ağzına aldığı hassas bir şekilde tutup getirirdi köpeğim. Köpek olayı fark etmişti. Ama ben ona engel olmaya çalıyordum. Çünkü küçükbaşların peşinden koşan köpekleri bu huyundan vazgeçirmek oldukça güçtür. Bu nedenle köpeğe tarla kuşu tam alacağı zaman, alçakça uçmaya alışıyordu. Tabii bu olay köpeği hırslandırmıştı. Ve köpek kuşun peşini bırakmayarak uzun bir takipten sonra onu yakalayıvermişti. Sonuç ağzına alıp uzun uzun çiğnedikten sonra yutmuştu. Ama bu olaydan bir başka sonuç daha alınmıştı. Bir sonraki avda bir çulluk ani bir kalkıştan sonra güzelce uçmaya koyulmuştu. Hatasını cezalandırmak için, köpeğine aniden müdahale etmiştim. Bu onda öyle bir kompleks yaratmıştı ki, her fermasından sonra yanına hızla yaklaştığımda fermasını bozup yanıma geliyordu. Tam olarak düzeltmediğim diğer sonuç ise sertleşen dişleriydi. Oysa tarla kuşu olayından önce kanat kırma bir çulluğu aynı köpek bana canlı olarak getirmişti. Şimdi ise ölü ve yaralı hepsini dişleri ile sıkıp eziyor.Bu nedenle avı ona aport yapmasına izin vermeden kendim ele geçirmeye çalışıyorum. Bu olaylar Aport’un ne kadar hassas bir çalışma olduğunu gösteriyor. Eğitimde aşılacak en büyük engel olarak değerlendirmek gerekir. Aportun birçok metodu var. Bunlardan birkaçı anlatılacak. Okuyucunun kendi seçimine kalmış birşey. Şahsen ben, bu kitapta açıklanacak bütün metotları kullandım. En iyisinin hangi metot olduğunu söylemeyeceğim. Çünkü herhangi birinin verimli olduğu bir köpekle bir başkası verimli olmayabilir. Ama küçük bir ayrım yapılabilir. Bir önceki bölümde metot küçük yavru köpekler için uygundur. Ama eğitilecek köpek 18 aylık veya 2-3 yaşlarında ise ileride anlatılacak metotları kullanmak gerekir. Aport için kullanılacak nesne küçük bir tahta kütük, bir kemik veya düz tahta parçaları olabilir. Bunlardan biri keklik tüyü ile diğeri tavşan derisi ile kaplanılabilir. Tahta parçasına yaban tavşanının derisi kaplanırsa daha iyi olur. İçi boş veya oyuk kütük parçasına delikler delinebilir veya ufak bir çantanın içi talaş ya da bezle doldurulur. İçi boş tahta kütüğü dışında yere konduğu zaman köpek ağzı ile daha iyi kavrasın diye orta kısmından oyulabilir. Ben aport nesnesi olarak hem sahibinin kokusuna çabuk çektiği için hem de kolay taşınabilir olduğu için bez dolu torbayı tercih ediyorum. Bunun bence bir başka avantajı da köpeğin nazik dişleri arasında kolay şekil alabilir olmasıdır. Çünkü küçük köpekler genelde, her şeyi dişleri arasında gevelemek, çiğnemek isterler. Özellikle dişlerden rahatsız oldukları zaman sert olan her şeyi dişleri ile çiğnemek isterler. Ve büyük ihtimalle kemik veya tahta parçası ile çalıştırılan köpeğin dişleri sert ve sağlam olur. Bu alışkanlık av hayvanını da sıkıp, çiğnemek isterler ki bu sahibi için hiç de hoş olmayan bir durumdur. Köpeğinize sadece AL emrinde elinizle uzattığınız nesneyi almasını öğretiyorsanız ve alığı bu nesneyi istediği kadar taşıyabiliyorsa APORT’u öğretmeniz öyle pek zor olmayacaktır.
Yazarın tasvip etmediği metot : Aport nesnesini bir yere gizlice saklayınız. Sonra köpeğinizi bağıyla birlikte sakladığınız yerin yakınına getirip ARA şeklinde emir veriniz. Nesneyi bulması uzun sürmeyecektir. Nesneyi ona iyice göstererek ona AL diye emrediniz. Alıştığı gibi ağzına alacaktır. Nesne ile birlikte onu birkaç metre yürütürsünüz. Sonra OTUR emri veriniz. Bütün bu işlemlerden sonra onu okşamayı ve ödüllendirmeyi unutmayınız. Sonra köpeği DOWN pozisyonuna getirip nesneyi yaklaşım 10 metre kadar ileriye götürüp koyunuz. Tekrar köpeğin yanına gelip ARA, GETİR (APORT) emirleri veriniz. Okşanıp ödüllendirilmek umuduyla köpek kendiliğinden gidip nesneyi arayıp bulmaya koyulacaktır. Bu sırada unutmamanız gereken nokta ayağınıza geldiği sırada OTUR, ardından da VER emirlerini vermektir. Aynı çalışmayı birkaç kez tekrarlayabilirsiniz. Üçüncü ders için ertesi günü beklemekte fayda var. Tabii burada köpeği yıldırmamakta çok önemlidir. Bunun bir oyun olmadığını köpeğin çok iyi anlaması lazım. Zaten oyun olsa köpek hemen yorgun düşer. Aynı şeyi çok ısrar etmekle köpeğin karşı gelmesine neden olursunuz. ki bu eğitimde sakınılacak bir durumdur. Köpeğiniz APORT konusunda ustalaşmaya başladığı andan sonra 1/3 ve artık yavaş yavaş ödülü ortadan kaldırmaya çalışacaksınız. Bu kitapta, yavru köpekle büyük yetişkin köpek arasında eğitim farkı gözetilmemiştir. Zira genelde eğitim aynıdır. ARAMA ile FERMA konularını bir yavru köpeğe öğretmeye çalışmak sakıncalıdır. Bu çalışmalara elverişli yaşa gelmesini ve gelişmesini beklemekte büyük fayda var. Aynı şekilde APORT konusunda da özellikle büyük köpeklere uygunluk gösteren metotlar da var. Birkaçını burada açıklayacağız.
Avın açılmasına birkaç ay kala genç bir köpek edindikten sonra biraz sonra açıklayacağımız gibi, onu av hayvanlarıyla tanıştırmanız gerekecek. Bu sırada aceleci davranıp APORTU öğretmeyi unutabilirsiniz. Bu bir zamanlama hatasıdır. Kendinize gelip sakin olmanız gerekir. Ava ilk çıkışınızda birkaç av vurma şansına erişebilirsiniz. Biraz şans ve büyük bir ustalıkla APORT’u öğretme imkanını elde edebilirsiniz.
1.METOT :
İlk metotta yapılacak uygulama şudur: önce ateş edeceksiniz, av düşecek ve sonra köpek gidip merakla bakacak. Belki köpek ölü fark ettiği anda ağzına alacak, belki de burnunun ucuyla oynayıp ayaklarıyla kendine doğru çektikten sonra ağzına alabilecek. O zaman mutlu bir halde felaketi ona APORT diyerek anlatacaksınız. Bu kelimeyi hiç duymamış olan köpek bir hata yaptığını sanacaktır. Avı yerde bırakıp sıkılmış, utanmış, süklüm-püklüm bir halde yanınıza gelecek. Bu şekilde davranırsanız her şeyi berbat etmiş olursunuz. Halbuki hiçte hoş olmayan baskı ve zaman kaybı olmadan, köpeğinize APORT’u öğretmenin en önemli fırsatını yakalamıştınız. Oysa tam tersine, avı ağzına attığını gördüğünüz an arkanızı ona dönüp ters yöne hızla koşmuş olsaydınız köpeğiniz de ağzında avla birlikte sizi yakalamak için size doğru koşacaktı. Koşarak sizinle aynı hizaya geldiği zaman durup onu yavaşça okşayarak, severken alışkanlıkla söylediğiniz birkaç güzel kelime söyleyiniz ve sonunda acele etmeden ağzından avı alabilirsiniz. Aynı uygulamayı ikinci ve üçüncü avlarda da tekrarlayınız. Artık bundan sonra hiçbir şey söylemeden yerinizde bekleyebilirsiniz. Nitekim köpeğiniz vurulan avı kendiliğinden getirip size verecektir. Ben şahsen bu metodu birçok köpeğe APORTU tam manası ile öğretebilme için tam manası ile başarı ile uyguladım. İlk defa bu metodu Clairette adında genç bir İrlanda Setteri ile uyguladım. Bir gün bir su çulluğu vurmuştum. Köpek onu almak için koşup gitti. Hemen sonra ona, aniden ÇABUK GEL diyerek ters yöne koştum. Yavru köpek birkaç atlama ve zıplamayla bana ulaştı. Ben ise koşmaya devam ediyordum. Köpek o anda bir şey unuttuğunu çabucak fark ederek geri döndü. Ben hâlâ aynı hızla koşmaya devam ediyordum. Ama Clairette, sonunda ağzında çullukla beraber beni yakalamayı başardı. O zaman durup onu tebrik ettikten sonra ağzından çulluğu alıyordum. Ertesi gün arka arkaya 3 çulluk vurdum. İlkinde yine aynı şekilde koştum ve köpek ağzında çullukla yanıma geldi. İkinci ve üçüncüsünde koşmama gerek kalmadı. Ama yine de yavaşça yine ters yönde yürümeye başladın ve köpek yine ağzında çullukla yanıma kadar geldi. Bir sonraki avda hiçbir şey demeden yerimde bekledim ve köpek görevini tam yaptı. Nihayet mükemmel bir av bulucu ve kaldırıcı olmuştu. Bu taktik sonraki köpeklerde de aynı başarıyı %100 verdi. Bu metot sizin köpeğinizde verimli olmayabilir veya bu metodu çok geç öğrendiniz. APORT yapmak istemeyen köpeğinizi ava önceden soktuysanız diğer metotları uygulamanızda fayda var. Bu metotların bir kısmı acıyla, diğer kısmı ise ödülle bağlantılıdır.
2.METOT :
Kuvvet tasması ile APORT’u öğretmeye geçelim. Başlangıçta köpeğinize avı ağzında nasıl tutacağını öğretmeniz gerekir. Bunun için önünüze oturtun, sol elinizin avucunu kavrayacak şekilde burnunun üzerine koyunuz. Başparmağınız ağzının bir tarafında, serçe parmağınız öteki tarafta olacaktır. Baş parmağınızla serçe parmağınızın yardımıyla ağzını açıp, sağ elinizde tutturduğunuz APORT nesnesini içine yerleştirin. Bu arada AL kelimesini de söylemeyi unutmayınız. Bir elinizle nesne ile birlikte ağzının bir dakika kapalı kalmasını sağlarken diğer elinizle de onu sakinleştirmek için devamlı okşayınız. Sonunda VER diyerek ağzındaki nesneyi alıp yerine şeker verin. Aynı çalışmayı iki kez tekrarlayın ve yeni bir ders için ya akşamı ya da ertesi günü bekleyin.Birkaç günlük çalışmadan sonra köpeğiniz APORT nesnesini sizin müdahale etmenize gerek kalmadan kendiliğinden ağzında tutacaktır. İşte şimdi ona kendiliğinden yalnızca av hayvanını tutmasını öğretmek lazım. Bu uzun ve yorucu bir iş. Bunun için kuvvet tasmasına köpeğin boynuna geçirin. Kuvvet tasması boğucu ve iç tarafında sivri, dokunaklı çiviler bulunan bir tasmadır. Köpeği bacaklarınızın arasında sıkıştırarak yere oturtun ve bir elinizle tasmasının üst kısmından çekerek acıyla bağırmak suretiyle ağzının açmasını bekleyin. Diğer elinizle de hemen APORT nesnesini açılan ağzın içine yerleştirin. Sonra boğucu tasmayı bırakarak köpeği okşayın.
a) ELDEN ALMA :
Köpeğin acısını fazla uzatmamak için 2 metodun uygulama süresi kısa olmalıdır. Köpeğin iki tecrübeyi iki önemli düşünceyi çok iyi anlaması gerekir. 1)Aport nesnesi gösterildiğinde acı başlıyor. 2) Bu nesne istenildiği şekilde ağza alındığında acı bitiyor. Kısa bir süre sonra köpek dayanamadığı bir acıdan bir an önce kurtulmak için elinizdeki APORT nesnesini neredeyse parmaklarınızla birlikte kapmak isteyecektir. İleride köpek kendiliğinden nesneyi aldığında, acıyı hissetmediğini anlayacaktır. Yani yavaş yavaş menfaati için ne yapması gerektiğini bilecektir. Ama iş daha bitmemiştir. Yani APORT nesnesini elden vermek başka şey, yerden aldırmak başka bir şeydir. Hele hele belli bir mesafe yollayıp nesneyi aldırmak daha da farklıdır. Bu nedenle bu metotta sizinde öğreneceğiniz önemli bir nokta var SABIR.
b) YERDEN ALMA :
Elden alma çalışmalarından sonra yavaş yavaş, santim santim nesneyi uzaklaştırarak artık yerden almaya çalışmak gerekir. Bunun için acele etmeyin. Günde birkaç santim ancak. Önce nesneyi köpeğin burun hizasında uzaklaştırın. Şayet köpek karşı geliyorsa boğucu tasmasından tutup hafif sarsıntıyla nesneye doğru götürün. Sonra yavaş yavaş köpeğin alçalıp yere inmesini sağlayın ve her karşı geldiğinde boğucu tasmayı kullanın.
c) TAŞIMA :
Ama daha bitmedi. Nesneyi düşürmeden taşımasını da öğretmek lazım. Bunun için nesneyi iyi tuttuğu zaman otur pozisyonuna getirin ve bazı tasmasına takılı vaziyette bağın önüne oturup APORT emrini veriniz. Bu arada ağzının kapalı kalmasını ve bu sayede nesneyi düşürmesine engel olacak olan bağı yavaşça çekiniz. Eğer bu sırada nesne yere düşerse sabırla yeniden ağzına yerleştirerek çalışmayı tekrarlayınız. Bağı çekerek kendinize yaklaştırdığınızda OTUR emrini verin ve ağzındaki nesneyi VER emriyle birlikte aldıktan sonra ödüllendirin. Yakında bağı bırakacaksınız. APORT için mesafeyi uzaklaştıracaksınız ve böylece başarılarınızın bir yenisini daha ekleyeceksiniz. Ama yine de eğitim daha bitmemiştir.
d) KÖPEĞİN KENDİ GİDİP ALMASI :
Köpeğinize gidip kendinin aramasını öğretmek lazım. Bunda da aceleye hiç gerek yok. Yavaş yavaş ilerlemek en doğrusu. Köpeğinizi DOWN’a getirip nesneyi burnuna 10 santim kala yere koyunuz. Sonra AL emrini verin. Sözünüzü dinlemezse tasmasından çekerek hafifçe sallayın. Arkasına oturtun ve birkaç santim arkaya çekilerek APORT emrini veriniz. Bir sonraki çalışmada nesneyi burnunun 20 santim ilerisine koyun. Sonra 40 santim, 60 santim, 80 santim arkasından 1 metre ve 2 metreye kadar aynı çalışmayı uygulayın. Köpeğiniz 2 metre mesafedeki nesneyi aramaya başladıysa mesafeyi artık hızla uzatabilirsiniz.
e) SAKLAYIP KÖPEĞİN BULMASINI İSTEMEK :
Çalışmalarımdan birinde nesneyi önce aşağı yukarı 15 metre kadar bir mesafeye saklamıştım. Koşarak gidiyor, köpeğin başından tutup ARA diye emir veriyordum. nesneye vardığımızda ona nesneyi aldırıp oturtuyordum. Sonra tekrar çıkış yerimize gidip APORT emrini veriyordum. Ve köpek ağzında bir nesneyle birlikte bana doğru geliyordu. Bu eğitimin başka bir şekli daha var. Boğucu tasmaya 10-15 metrelik bir ip bağlayın, köpeği DOWN’a getirin, ipin iyice gergin durmasını sağladıktan sonra ucuna aport nesnesini koyunuz. Sonra ARA, APORT şeklinde emirler veriniz.Köpeği nesneye doğru yönlendirmek için ipi aralıklarla çekerek tasmaya küçük sarsıntılar veriniz. Ve bu arada tabi ARA, APORT emirlerini tekrarlamayı unutmayınız. Köpek de istediğiniz gibi nesnesinin bulunduğu yere gelip nesneyi ağzına alacaktır. Ve tabi sonra size getirip verecektir. O zaman bu çalışmanın bir spor olduğunu düşüneceksiniz. Bu çok uzun bir eğitim. Yine aynı şeyi tekrarlıyorum. Aceleci davranmamak lazım. Çünkü bu sistemle mükemmel bir APORT elde edeceksiniz. Çoğu kez bu uygulamayı kullanmak istemedim. Çünkü oldukça sert ve kaba buluyorum. Ama bu sistemle eğitilen köpekler mükemmel birer bulucu olup çıkıyorlar. Bir arkadaşım için eğittiğim EPEGNUEL BRETON’u hatırlıyorum da bu arkadaşa, cebinde çabuk çözülebilecek, kaygan düğümlü bir ip taşımasını tavsiye etmiştim. Şayet köpeğiniz APORT konusunda size zorluk çıkarıyorsa bu ipi hemen boynuna geçirip güzelce bir sıkın o zaman anlayacaktır. Oysa avın açılışının ilk gününde vurulan ilk av bir güvercin olmuştu. Sahibi emir vermişti. ARA, APORT şeklinde. Köpek bunun üzerine güvercine doğru gitti. Burnunun ucuyla şöyle bir koklayıp ittikten sonra sahibinin yanına geri döndü. Bunu gören sahibi cebindeki ipi çıkarttı. İpi fark eden köpek yarı yoldan geri dönüp hiç tereddüt etmeden güvercini aramaya koyuldu.Artık bundan sonra bu köpek hiçbir av hayvanını almamazlık etmedi.
3.METOT :
Zor kullanarak APORT’u öğretme metodu çok daha farklıdır. Son birkaç yılda kullandığım metot budur. Bu metot daha az zorlu ve çok daha uygundur. Kulakların sıkılması veya çimdiklenmesi şeklindedir.. Bir önceki metotta olduğu gibi köpek yine acı duyduğundan ağzını açtığı sırada APORT nesnesi yerleştirilecek, ama bu çalışma için biraz usta ve becerikli olmak gerekir. Çünkü köpeğin canı acıdığından kendini müdahale etmek için elinize ani bir hamle yapabilir.Tabi bu köpeğin bu şekilde tepki göstermesi gayet doğaldır. Yani bunu her köpek yapar. Bir önceki metotta olduğu gibi AL emriyle nesneyi ağzına verin ve ağzında bir süre tutmasını öğretin. Sonra VER emriyle nesneyi ağzından alın. Bunun için, sağ elinizle kulağının birini büküp tırnaklarınızla bağırıncaya kadar sıkın. Bu arada hemen sol elinizle nesneyi ağzına yerleştirip çenesinin altından tutarak düşürmemesine dikkat edin.Sonra sağ elinizle başından severek okşayın. Kulağını da sıkmadan önce Al emri vermeyi unutmayın. Yakında köpek nesneyi uzaklaştırabilir ve santim santim yere doğru alçaltabilirsiniz. O zaman artık köpeği DOWN’a getirdikten sonra nesneyi yerden almasını emredersiniz. Buna karşı gelirse kulaklarını yine sıkarsınız. Sonra boğucu tasma metodunda olduğu gibi nesneyi yavaş yavaş uzaklaştırabilirsiniz. Aradaki fark tasmaya yapılan sarsıntı yerine kulakları sıkmadır. Bu şekilde dört dörtlük bir APORT’a erişebilirsiniz.
4. METOT :
Üçüncü baskı yöntemi olan 4.metotta tahta bir cetvel kullanılacaktır. Önceki metotlarda olduğu gibi bunun yaratıcısı ben değilim. 25 cm. uzunluğunda bir tahta cetvelin 12 cm’de 5 mm çapında bir delik deliniz. 5-6 cm yanına aynı şekilde bir delik daha deliniz. Kısa ve uzun olmayan bir ip alın ve bir ucunda düğüm yapın. Öteki ucunu da deliklerden birine geçirip ayarlanabilecek şekilde bir düğüm yapın. Mesela setter için bu uzunluk 10 cm olmalıdır. Ayarlandıktan sonra cetvelin üst kısmından ipe bir düğüm daha yapın. Sonra cetvel çenenin altında duracak şekilde düğümü alt oturtun. Sol elinizle nesneyi gösterin. Sağ elinizle ise cetveli sıkıca tutun. AL emriyle beraber sağ elinizle cetveli sağa doğru çevirin. Köpek ağzını açmak zorunda kalacaktır. O sırada nesneyi ağzına yerleştirin. Sağ elinizle verdiğiniz nesneyi ağzında tutmak zorunda kalsın diye sol elinizle çenesinin altından tutun, sonra yavaşça okşayın. Yarım dakika sonra VER deyip ağzından nesneyi alın, sonra da ödüllendirin. Bu çalışmanın devamı boğucu tasma metodudur. Bu metot ile kulak sıkma metodunun devamı ile aynıdır. Aşamalı olarak yavaş yavaş nesneyi uzaklaştırabilirsiniz. Bu metodun avantajı köpeğin ağzını bakı ile aşabilmenin kolay ve çabuk olmasıdır. Birinci ders sonrasında 3-4 deneme ve tekrardan sonra köpeğin gösterilen nesnenin üzerine atılması %100 beklenen bir gelişmedir.
5. METOT :
Ayrıca çok duygusal köpekler için, iki çeşit uygulama daha var. Yalnız bu metotlar yavaş yavaş gelişme gösterdikleri için daha çok sabır isterler. Birinci uygulama için 25 cm uzunluğunda bir tahta parçasının üstü aralıklarla delinir. Deliklerin çapı yaklaşık bir şampanya kapağı kadar olmalıdır. Bu tahta parçasını mürverden seçerseniz köpek daha kolay şekilde aldığı için işinizi hafifletmiş olursunuz. Bu tahta parçasına 6-8 mm çapında birkaç delik deliniz. İçi boş olması gereken bu tahta kütüğün her iki ucuna mantarlarla veya başka bir şeyle tıkayınız. Eğitim sırasında tahta kütüğün içini köpeğin hassas olduğu ve dikkatini çekeceği kokulu yiyeceklerle doldurun. Sonra bunu köpeğe koklatın. Kokudan iştahı kabaracak ve tahta kütüğü ani bir hareketle koparacaktır. Birkaç saniye sonra tahta kütüğü ağzından alın, bir ucunu açıp içinden birkaç parça yiyecek alıp köpeğe verdikten sonra tekrar kapatınız. Sonra aynı şeyi tekrarlayınız. Birkaç uygulamadan sonra tahta kütüğü yavaş yavaş uzaklaştırın. Sonra onu birkaç metre ileriye atarak ARA, APORT emirlerini veriniz. Ödüllendirilmek için köpek onu arayıp bulmaya çalışacaktır.
6. METOT :
Diğer metot için kasaptan taze iken alacağınız normal büyüklükte bir kemik lazım olacaktır. Köpeği yattığı kulübesinden 25 metre uzak bir mesafeye götüreceksiniz. Köpeği ağzından tutup, kemiği göstererek AL diyeceksiniz. Genelde bütün köpekler özellikle kemikleri çok severler. Sizinki de kemiği hemen kapacaktır. Ve bu fırsatı kaçırmak istemeyecektir. Sonra bağından tutarak kaldığı kulübesine kadar götüreceksiniz. Zaten büyük bir ihtimalle siz onun peşinden gitmiş olacaksınız. Çünkü genelde köpekler yattıkları yerde rahat bir şekilde kemikleriyle uğraşmayı sever. Onu serbest bırakmadan önce bir elinizle kemiği ondan almak isterken diğer elinizle de şeker veriniz. Tabi ki bu arada VER demeyi unutmayacaksınız. Bu şekilde şeker alarak köpek aldatılmış olduğu veya bir şeyden yoksun bırakıldığını hissetmeyecektir. Ertesi gün yine büyük bir sabırla aynı çalışmayı tekrarlayın. Birkaç ay sonra APORDU fevkalade bir köpeğe sahip olacaksınız. Klasik metotların dışındaki bu metotlar daha ziyade eğitilmesi gecikmiş, yaşı ilerlemiş ya da çekingen olup klasik metodun yeterli olmadığı köpekler için kullanılmalıdır.