TOMAS oğlum ve benim için konu domuz olunca akarsular durur. Bu yıl toplamda altı tane keklik vurdum hevesim bitti. Bir iki tavşan vurdum onda da hevesim azaldı. Bıldırcına zaten gitmem.(Av dediğin büyük olacak.Kanı heyecanı, macerası yorulması çok olacak) Lakin domuz öyle değil. Uyuşturucu misali kanımıza işlemiş bizi mest eden bambaşka bir aleme götüren dilrubalar gibi... Vazgeçmek imkansız. Fakat havaların kurak gitmesinden dolayı oğlum Tomas da ben de bir aydır tatildeyiz. İkimiz de bıçak gibi bilendik. Gözlerimiz gökyüzünde...

Beraber hem yağmur duasına çıktık hem de eski günleri yad ettik.

Hatta hava bir ara fotoğraftaki gibi karardı yağacak gibi oldu, heveslendik ama yine yağmadı.
TOMAS ın gözü hep ileride meralardaydı...


Bu ayakların ok olup, mızrak olup fırlaması lazım ama nerede yağış yok ki...




Artık domuzların kitleler halinde bizlere gelip teslim olmasını bekliyoruz. Bunca aradan sonra herhalde onlar da bizi çok merak etmişlerdir. Ne zamandır ziyaretlerine gidemiyoruz tabi...

Bu fotoğraf Ertan Acar abime göndermedir.

Al bizi de İzmir ekibine